ZEKERİYA ŞENGÖZ AİLE ÇALIŞTAYI KONUŞMASI

0 0

Anadolu Platformu İstişare Kurulu Başkanı Zekeriya Şengöz,Aile Çalıştayı’nın ilk gününde Hasbihal gerçekleştirdi.
“Her aile, kadın ve genç kızımıza ve aile fertleri çocuklarımıza dokunan, onları kucaklayan, onlarla sıcak ilişki kuran AKADDER’in bütün üyelerine selam olsun” diyerek konuşmasına başlayan Şengöz, Anadolu Platformu gönüllülerine teşekkür etti.


İslami mücadelenin aile merkezli olması için verilen emekten bahsederek şöyle konuştu: “Bizler tam da kadınlarla ilgili aile çalışmalarımızın geniş bir zemine yayıldığını hesaplarken, ders halkaları ile ilgili kültürel boşluğumuzu doldurup mücadele zemininde omuz omuza yürüdüğümüz 90’lı yıllardan itibaren Batı dünyasında yaşanan kültürel ve sosyal dönüşümler başta aileyi, sonra da toplumu radikal eleştirinin konusu haline getirdi.


Söz konusu eleştiriler, toplumda cereyan eden değişimlere karşı direnç gösteren aileyi(Nevrotik bireycilik) bilinç ve duygu bozukluğuna uğramış fert ve bireyciliğin kaynağı olarak görmekteydi. Birey üzerindeki aşırı baskılara dikkat çeken bu tanım, bu dönemin kültürünü ve otoritenin her türlüsünü gayrimeşru ilan etti. Aslında biz de bugün yakın zamanda kıyılarımıza vuran bu kültürel dalganın içinde yaşıyor ve düşünüyoruz.
Bu kültürün aile içinde ve aile dışından gelen her türden gelen uyarıyı, nasihati, hatta dini kaynakları ve hükmünü kendine yönelik bir baskı olarak gören radikal bireyciliği, kişisel özgürlüğü sadece belirleyici bir değer olarak kabul ediyor. Bu kültürün içinde artık bir cemaat niteliği taşıyan ailenin yapısından, değerlerinden, önerdiği ilişki biçimlerinden, anne ve babaya itaatten, öngördüğü bağlılık kültüründen, yüklediği sorumluluktan bahsetmek anlamını yitirmiş durumdadır. Bunun neticesinde de bu dönemden itibaren ailede kadın ve erkeğe dair yeni birliktelik biçimlerinin tartışması gündeme girdi”.


1970’ten günümüze Müslüman kadın mücadelesini anlatan Şengöz, “Mücadelemizde yer alan yeni neslin bir çoğunun ortak özelliği şehirli, meslek sahibi, kentli orta sınıftan oluşmasıdır. Önceki dönemden farklı olarak sadece başlarını kapatıp bunu yaygınlaştırmaya çalışmıyor; aynı zamanda onlar kadın eliyle yeni bir hayat tarzını da ortaya koyuyor. Bu tarz, şehirli ailelerimizin yaşam biçimini temsil eden tercih üzerinden ciddi gayretler veriyorlar” dedi.


İstişare Kurulu Başkanı Şengöz, aile yapısının iyileştirilebilmesini şu şekilde değerlendirdi:“Toplumdaki aile yapısını 21. Asrın karşısında bir imkâna, bir savunma mekanizmasına, Kur’an’ın ifadesiyle bir karargâha tekrar dönüştürmek bizlerin ihtimamla korumaya çalıştığımız ders halkalarımızla aile fertlerini bilinçlendirdiğimiz, her türlü şer odaklarının saldırılarına karşı on yıllardır güçlendirmekte olduğumuz aile derneklerimizle mümkündür. Bir tekrardan değil, bir restorasyondan bahsediyorum”.
“Artık aileyi kadın ve erkek üzerinden konuşamayız. Tersine kadın ve erkeği aile üzerinden, aile içinde üstlenmiş oldukları rolleriyle beraber konuşmamız daha ufuk açıcı olacaktır. Bu kadın ve erkeğe ilişkin her türlü meselede ailenin eksen alınması ve bu şekilde çözüme çalışılması demektir.Unutmamak lazım ki, aile bir cihetten kadın ve erkeği aşan bir anlamın ve rahmetin dünyasıdır. Aile ile alakalı gündemimize sadece Anadolu Platformu kadınlar derneğinin sorunlarının içimizde çözüme kavuşturulması için gayret ve uğraş vermemiz elbette ki önemli ama içinde yaşadığımız toplumda aile ile ilgili sorunlar bizleri daha da ilgilendirmelidir. Çünkü küresel dünyada iletişim ve etkileri anında bütün aile formlarına etkisini göstermektedir.
Bundan dolayıdır ki önlem ve tedbirler, teşhislerin evrensel boyuta taşınmasının mücadelesini gündemimize almamız, aile ile ilgili topyekun seferberlik ilan etmemiz kaçınılmazdır. Aileyle alakalı yeni sıkıntıların kökeninde, harici sebepler yanında Müslüman kadın ve erkeğin artık dönüşen zihniyet yapısı önemli bir role sahiptir. Bugün Müslüman erkek evin geçimini bahane ederek kapitalizme, Müslüman kadın da haksızlığa uğradığını bahane ederek feminizme ve bunların yürürlüğe soktuğu değerlere zihniyet ve amel olarak tedricen teslim olmaktadır”.


Şengöz, aile modeline dair düşüncelerini şu sözleriyle dillendirdi: “Güvenli bir aile ve yuva arayacaksak, bir model olarak görmek ve yaşamak istiyorsak, bunun nasıl bir aile modeli olduğu hususunda düşünmemiz gerekiyor. Tabii ki bunu önce de söz konusu ettiğimiz gibi kendi yetimine kimsesiz demeyen müşrik Mekke’yi hatırlayarak düşünmemiz gerekiyor. Kendi verili yapısının tabii neticesi olarak bu kadın ve erkeğin en başta “eve dönüşünü” gerekli hale getiriyor. Kadının ev kadını, erkeğin de ev erkeği olması bu nedenle zaruret halini almıştır. Çocukları da sadece çocuk olarak değil, bir anne ve baba adayı olarak görmek ve eğitmek gerekiyor.Bunu söylerken şahsen Hz. Adem ve Havva’dan miras “geleneksel” dediğimiz, yani her şeye rağmen bizi sağlıklı bir şekilde yaşatıp büyüten ve ruhsal sağlımızla bugünlere getiren aile modelimizin restore edilebileceğine, yeniden neşvü nema bulacak hale getirebileceğimize inanıyorum”.


“Toplumsallaşmayı muhabbet ve merhamet ile oluşturmak bizim temel hedeflerimizdendir. Yoksa hayır ve iyilik üzere toplumun değişim ve dönüşümü nasıl sağlanabilir ki? Son çağrı; Müslüman aileler tüm aktivitelerini eşler olarak omuz omuza ve davet şuuruna göre planlamalıyız” diyen Şengöz konuşmasını tamamladı.


Kaynak: https://www.anadoluplatformu.org.tr/genel/aile-calistayi-hasbihal/

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

one + 18 =