ANADOLU PLATFORMU ÖĞRETMEN ÇALIŞTAYI

0 0

Anadolu Platformu 
Öğretmen Çalıştayı 29-30 Haziran’da İstanbul’da yapıldı.

Öğretmen Çalıştayı Sonuç Bildirisi:

İnsan tasavvuru olmayanın eğitim tasavvurunun olması mümkün değildir. Bugün üç tür insan tasavvurundan söz edebiliriz; Klasik Grek-Latin-Hristiyan dünya görüşünün insan tasavvuru, geleneksel İslam düşüncesindeki beşer-insan tasavvuru ve çağdaş trans-post-hümanistik insan tasavvuru.

Geleneksel insan tasavvuruna dayalı eğitim tasavvurumuz insanın kendisini, içinde yaşadığı dünyayı, hayatı anlama ve anlamlandırma sürecine dönüşmelidir. Bu süreç beşer olarak dünyaya gelen varlığı insan olarak inşa edebilecektir.

İnsana bakış açımız, yaratıcısının karşısında mükellefiyetlerinin bilincinde, toplumuna karşı duyarlı ve sorumluluk bilincine sahip olmalıdır. İnsanı, tarihi, geleneği, yeni bir solukla yeni bir aşkla ve zengin bir okuma ile tekrar tefekkür etmeliyiz. İnsan hayatı ilahi rıza ve ebedi mutluluğa imkân verdikçe anlamlıdır.

Sadece bilgi, aklı eğitir. Eğitimin amacı ise kişiye doğruyu göstermektir. Dolayısı ile kâmil insan yetiştirmektir. Terbiye, tedip, talim ve irşad kavramlarını eğitimin aşamaları olarak nitelendirebiliriz. Eğitim, bugünün koşullarıyla geleceğin gençlerini yetiştirme işidir.

Fikri iktidarı sağlamak ve yeni bir medeniyetin inşasını mümkün kılmak için eğitim, düşünce ve kültür alanında yeni adımlar atmalıyız.

Eğitim bir yolculuktur. Eğitimin en önemli işlevlerinden biri kültürel değerleri sonraki nesillere aktarmaktır. Dünyamızı hakikatin değil; iştahlarımızın gözü ile görüyoruz. Varlığın anlamı çok katmanlı olmaktan çıkıp yalnızca kazanmak, güçlenmek, tahakküm etmek üzerine kuruluyor.

Seküler bilgiyi, bir yaşam modeline dönüştüren batılılar, bilgi ve teknolojideki gelişmenin etkisiyle cazibe ortamlarına dönüşen merkezler oluşturdular. Bu merkezlere giden aydınlar; onların bilgi sistematiği içerisinde eğitim görüp, kendi medeniyetini onların kavramları ile tanımaya ve anlamaya çalıştılar. Sömürgeci emperyalist küresel güçlerin saldırıları karşısında, ümitsiz, yozlaşan yabancılaşan, ruhu parçalanmış, bireyselleşen, insani değerleri merkeze alamayan bir dünya ile karşı karşıyayız.

Öğretmen, gençlerin yetişmesini itina ile takip eden, besleyen, duygularından ve zevklerinden gerekirse uykusundan feragat eden güvenli, tatmin edici bir ana kucağıdır. Eğitimci, gençlerin ruhlarını kendine özgü manada bir örs üzerinde döverek işleyen bir zanaatkardır. Yetiştirilen insan yetiştirenin yansımasıdır. Bizler ne kadar donanımlı isek yetiştireceğimiz insan da o kadar donanımlı olacaktır.

Eğitimciler olarak öğrencilerin ihtiyaç ve sorunlarına duyarlı olmalıyız. Model öğretmen bilgiyi aktaran mekanik bir araç değil; inşa ve ihya edendir. Çok okumamız, bilgi üretmemiz ve öğrencilerimizi idealist yetiştirmemiz gerekiyor. Eğitim alanında sivil yapıların daha fazla sorumluluk üstlenmesi, alan açması ve alternatif üretmesi gerekmektedir.

Evimizdeki, sınıfımızdaki ve mahalledeki muhatabımızı cennetimiz görerek onlarda huzur bulmalıyız. Öğretmenin bir ufku ve misyonu olmalı, öğretmen öğrencisinin yüreğine dokunmalıdır. Gençler kendilerine ders verircesine öğretenlerden değil kendilerine değer veren, dinleyen ve sohbet edenlerden öğrenirler. Öğretmen, gençlere eleştirel bilinç, farkındalık, duyarlılık ve özgünlüklerini yakalayabilecekleri imkanlar oluşturmalı, İnanç, ahlak ve ibadet dengesini gözeterek topluma ve insanlığa fayda sağlayacak insanlar yetiştirmenin kaygısında olmalıdır.

Öğretmen edindiği bilgilerden hareketle farklı düşünceler geliştirebilmeli, karşılaştığı sorunları bu bilgilerle çözebilmeli, farklı bilgileri birleştirip yeni bilgiler elde edebilmelidir.

Öğretmen, yetiştirdiği her genci yarınlara atılan tohum olarak görüp, onların hayatına sahip değil; şahit olan bir yaklaşımla hareket etmelidir.

Kültür, sanat, spor faaliyetleri ve aile içerisindeki güçlü ilişkiler çocukların iradelerinin güçlenmesini sağlayarak; bağımlılar olmasını engeller.

Yaklaşık 200 yıldır boğuştuğumuz sorunlarımızın başında eğitim sorunu yer almaktadır. Günü birlik ve geçici yamalarla çözmeye çalıştığımız sistemi ancak kalıcı, sürdürülebilir ve uygulanabilir icraatlarla iyileştirebiliriz. 2023 eğitim vizyonu dayandığı felsefe ve değer dünyası bağlamında medeniyet köklerimize dayansa da içerik ve yöntem bakımından geliştirilmesi gereken bir vizyondur.

Öğretmen çalışmalarımız, belirlenmiş amaçları gerçekleştirmesi, dinamizmi yakalaması ve süreci yönetebilmesi adına kurumsallaşmalıdır. Kurumsallaşma, ortak aklı tesis edecek, katılımcı meşverete imkân verecek bir zemin oluşturmalıdır.

Feridüddin Attar‘ın deyişiyle; “Her insanın bir derdi, bir ideali, bir duası olmalı, ey derdi olmayan insan, gidip pazardan dert satın al, bulamazsan gel benden ödünç al… Zira dertsiz, davasız, aşksız ve idealsiz insan yeryüzüne yüktür.”

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

17 + eleven =