Bilge Bir Dava ve Hareket Adamı: Üstad Senusi’yi Dinlerken

0 22


BÜLENT ACUN

Aksa Eğitim ve Dayanışma Vakfı (AKDAV)’da on beş günde bir düzenlenen kahvaltı sohbetlerinin 25 Kasım 2018 Pazar günkü konuğu Sudan Cumhurbaşkanı Yardımcısı muhterem Muhammed İbrahim Senusi’ydi.

Üstad Senusi’yi tam üç saat dinledik, dinlemeye doyamadık deyim yerindeyse tadı damağımızda kaldı. Nasıl oluyor da bu zamana kadar kendisini tanımadığımız bir devlet ve siyaset adamını saatlerce dinleyebiliyoruz. Bu sorunun cevabı üstad Senusi’nin İslam’a adanmış hayatında gizli.

Evet karşımızda Kur’an ve sünnete vakıf, usûl ve üslup sahibi bir ilim adamı var. Hayatının tamamını ulvi bir davaya ve bu davanın ülkesine, bölgesine ve dünyasına yayılmasına adamış bir dava adamı… Bilge bir gönül adamının huzurunda, kabına sığamayan bir hareket ve eylem adamının yanı başındayız.

Üstad Senusi’yi dinlerken kardeşliğin hazzını, ümmet olmanın tarifsiz huzurunu aynı dili konuşamasak da aynı duyguları paylaşıyor olmanın, o kutlu aidiyetin yürek ferahlatan mutluluğunu yaşadım.

Müslüman, mücahit, muvahhid, kararlı, istikrarlı, ahlaklı, şahsiyetli bilge bir devlet adamına sahip olmak bir ülke için ne büyük bir nimet, bir millet için ne kutlu saadet.

Ben bu yazıda Üstad Senusi’nin üç saati aşan o uzun ve fevkalade faydalı konuşmasının not alabildiğim kadarıyla satır aralarına yansıyan bazı yaklaşımlarını aktarmaya çalışacağım.

Üstad Senusi konuşmasının başında ülkesi Sudan’ı öyle güzel ve etkili anlattı ki, zannediyorum  Sudan’da aylarca kalsam edineceğim bilgi de ancak bu kadar olurdu. Mübarek konuşmasıyla bizi adeta Sudan’ın sokaklarında gezdirdi.

Üstad Senusi, yetmiş yıllık mücadelesinde bir öğrenci, bir öğretmen, bir mahkum, bir asker, bir devlet ve siyaset adamı ve bir aktivist olarak hak bildiği davayı ülkesine hâkim kılmak için elinden gelen her şeyi yapmış muvaffakta olmuş nitekim.

Aslında üstadın her bir yönü müstakil bir yazı ve kitap konusu.

Müslüman bir genç öğrenci ülkesinde davasını hâkim kılmak için neler yapmalı?  Müslüman bir öğretmene düşen görevler nelerdir? Müslüman bir askerin davasına hizmeti nasıl olur? Ülkeye hak davanın hâkim kılınmasında siyaset ve siyasetçinin üstleneceği roller nelerdir? Büyük hayaller kurmak ve yıllar sonra o hayalleri hayata taşımak nasıl bir şey? Bir Müslüman olarak yönetmenin ve yönetilmenin, iktidar ve muhalif olmanın eksileri ve artıları nelerdir? Ülke ve dünya gündemine Müslümanca yaklaşım nasıl olmalıdır? Şeytani fikir, düşünce ve ideolojilerle nasıl mücadele edilir? Gençleri onlardan korumanın yolları nelerdir? Bizim gibi düşünmeyen Müslümanlarla ihtilafa düşmeden bir arada nasıl yaşarız? Evet, bütün bu sorun ve sorulara Üstad Senusi, tecrübesiyle cevap verecek bir müktesebata sahip.

‘Sadece bir oturumda herhangi bir kişi hakkında nasıl böyle bir kanaat sahibi oluyorsunuz?’ diye soracaklara, Hz. Ali’nin (ra) ‘İnsan dilinin altında gizlidir’ sözünü hatırlatmayı kâfi görürüm. Üstad Senusi temeliniz sağlam olursa size hiçbir güç zarar veremez dercesine şöyle diyor: İngilizler Sudan’da da okullar açtı, fakat hamd olsun o okullarda mücahitler yetişti.

Üstad Senusi’nin bize verdiği en önemli derslerden birisi de Müslümanlar olarak tek bir metoda takılıp kalmamak. Üstad şöyle diyor: ‘’Biz Sudan Müslümanları da tek bir metoda takılıp kalmadık. Dışarıda nasıl bir havayla karşılaşacaksak gömleklerimizi ona göre giydik.’’

Evet, her birimizin davamızı hayata hâkim kılma konusunda kendimize yakın bulduğumuz çeşitli metotlar var fakat her bir metot bu noktada diğerinin mütemmim cüzü.

Müslümanların içinde yaşadıkları cemiyetle iç içe olmaları onlardan biri gibi yaşayıp, giyinip, yiyip, içip konuşmaları büyük önem arz ediyor. İşte tam bu noktada Üstad Senusi şöyle diyor: ‘’Otel toplantılarıyla davet olmaz, mücadele olmaz, başarı gelmez. Halkın içine inmek, onlarla olmak lazım.’’

Tıpkı Müslümanlar gibi Müslüman ülkelerde birbiriyle istişare edip tecrübelerinden istifade etmeli.

Üstad Senusi ümmetin istişaresizliğine esaslı bir ah makamında bakınız ne diyor: ‘’Mısır’daki kardeşlerimiz  bizimle istişare edip bizim tecrübelerimizden istifade edebilseydiler muhtemelen başlarına bu felaket gelmeyecekti.’’

(Amerika-İsrail-İngiltere vs.) bugün maalesef bir çok İslam ülkesi dış güçleri karşısına almamak adına içlerinde kendileri için gerekli olan şeyleri yapamıyorlar. Daha da açık söylemek gerekirse İslam ülkelerinin bir çoğu dış güçlerden korkuyor. Dışlanmak, tecrit edilmek ve çeşitli yaptırımlarla karşı karşıya kalmak korkusu onları komşu ve kardeş ülkelerden bile fersah fersah uzaklaştırıyor. Bazı İslam ülkelerinin içinde bulunduğu bu korku nasıl yenilir? Üstad Senusi şu sözüyle bu mühim soruya muhteşem bir cevap veriyor: ‘’Dış güçler yıllarca bize de ambargo uyguladılar, fakat hamdolsun biz buna rağmen teslim olmadık, olmayacağız da. Dünyanın neresinde olursa olsun Müslüman kardeşlerimizin ve onların hareketlerinin yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz.’’

Üstad Senusi konuşmasının hatırı sayılır bir kısmını da dava arkadaşı merhum Hasan Turabi’ye ayırdı. O, Turabi’yi şöyle anlatıyor: ‘’Merhum Hasan Turabi, herkesin ehil olduğu işi yapması taraftarıydı. Ona göre asker askerliğini, eğitimci eğitimciliğini, siyasetçi siyasetçiliğini yapmalıydı. O son derece özgürlükçü bir liderdi. En güçlü olduğumuz zamanda bile herkese özgürlük tanınması taraftarıydı. Turabi’nin ihtilaflar konusundaki tutumu da şöyle idi:  O, Müslümanlar arasında asla bir çatışmanın meydana gelmesini istemiyor, şayet ihtilaflarımız neticesinde kan dökülürse vebali hepimizin üzerine olur diyordu. Bir keresinde şöyle dedi: İslam tarihinden ders çıkarmalıyız. Sahabe ihtilafa düştü, biz de düştük. Maalesef o zaman kan döküldü, bu zaman da biz kan dökmemeliyiz.’’

Üstad Senusi’nin verdiği şu mesaj da bence çok önemli: ‘’Biz Sudan Müslümanları olarak dünyadaki bütün kardeşlerimizin tecrübelerinden istifade ediyor, kardeşlerimizin de bizim tecrübelerimizden istifade etmelerini arzu ediyoruz. Davulun sesi dışardan hoş gelir. Şunu yapacağım bunu yapacağım demek kolay fakat o makamlara gelindiğinde vaat edilen şeyleri yapmak oldukça zordur.’’

İktidar olmanın zorluğunu Üstad Senusi bakın nasıl anlatıyor: ‘’İktidar olmak kolay değil, iktidar büyük bir imtihan. Öyle bir imtihan ki şeytan bütün ailesiyle hükümetinizle uğraşıyor.

İstikbale dair hayal kurmak güzeldir. Bundan daha güzeliyse o hayalleri hayata geçirecek bilgiye, beceriye, donanıma, ajandaya sahip olmaktır. Üstad Senusi’nin verdiği şu bilgi başarının sırlarını özetler gibidir: ‘’Bizim gençlik yıllarımızda bile istikbalde ülkemizde yapacaklarımızla ilgili ajandamız hazırdı. Hangi arkadaşımız hangi görevi alacaksa plan ve projeleri adeta cebinde hazırdı. Onun için biz yönetime geldiğimizde çok fazla zorlanmadık.’’

Üstad Senusi’yi dinlerken bazen gözlerimiz yaşardı, bazen de ümitlerimiz yeşerdi. Alem-i İslam’da böyle kıymetli ve faziletli devlet adamlarının yetişmiş olması bizi ziyadesiyle mutlu etti. Hayatından ve söylediklerinden daha nice dersler çıkarıp, ibretler aldık. Sudan aynasında kendimizi gördük. Eksilerimizin artılarımızın farkına vardık. İnşallah Üstad Senusi, bir ömür adadığı mücadelesinin şifrelerini dinleyenlerinden esirgemediği gibi okurlarından da esirgememiştir. Onun hatıratını yazmış olmasını ne kadar da isterdim. Allah Teala hayatını inandığı hakikatlere adayan, hak bildiği davayı hâkim kılmak için elinden gelen her şeyi yapan millet ve ümmet sevdalısı liderleri Alem-i İslam’ın başından eksik etmesin…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

9 + seven =