Ufuk Açmak, Umut Olmak

0 11

24-28 Kasım 2018 tarihleri arasında bir grup güzel ve özel dostla birlikte, İyilikder’ in öncülüğünde Afrika yollarındayız… Kamerun ve Çad’da “süt keçisi dağıtım” projesine katılacağız…

Bu sefer benim için sıradan bir yardım faaliyeti değil, süt keçisi, su kuyusu, kumanya paketi olayın sadece görünen yüzü… Bunun ötesinde bu yürüyüşle başlayan yüzleşme daha önemliydi. Bu açıdan Kamerun, Çad seferini hafıza ve hatıratında ayrı bir yere koyuyorum…

Türkiye’den giden Müslümanlar olarak o toprakları adımlarken hep düşünüyorum; ilk defa geçtiğimiz bu yollardan Hristiyan misyonerler birkaç yüz yıl önce geçmişler, yerleşmişler, yeterince sömürmüşler ve hala kukla yönetimler eliyle sömürmeye devam ediyorlar…

Dolayısıyla bu seferin bizim için anlam ve amacı başka…

Asırlık bir ihmalin kazası diyebiliriz… Veya evrensel bir vebalin keffareti de sayabiliriz… bu açıdan yardım işini basit bir faaliyet olarak görmek yanıltıcı olur…

Bir ümmet arayışı… Kardeşlik buluşması… İnsanlık inisiyatifi olarak okumamız daha doğru olur…

Afrika’nın toz toprağı içinde asırlardır üstümüze sinmiş tozlarımızdan silkiniyoruz…

Afrika’da tozlanmak ve terlemek belki de yeryüzünde yeni ve temiz sayfaların açılmasına vesile olacaktır…

Ve yarın mahşerde tozlu ayaklarımızın tanıklığına ihtiyacımız var…

Batılı sömürgecilerin uğrak yeri olan bu topraklar, şimdi de iyilik sahiplerinin durağı olmuş elhamdülillah…

Kimi vakıf ve derneklerimiz kabuklarını çoktan kırmış, yeryüzü sathına yayılmış durumdalar…

Beyaza öfkeli olan Afrika, söz konusu Müslüman olunca işin rengi değişiyor, hasretle kucaklıyor…

“Niçin geciktiniz?” diye soruyor… Gerçekten hatırlanmak, unutulmamak ne güzel…

Afrika bizim bir parçamız… Ta Habeş kralı Necaşi’den bugüne.. Böyle olunca biz Afrika’da keşif peşinde değiliz, yitik kardeşliğimizin arayışındayız… Ancak Afrika’nın makus tarihini, hazin tarihini değiştirmek sadece yardım kuruluşlarının lokal çalışmaları ile olacak iş değil, yatırımcılarımıza ve siyasilerimize büyük işler düşüyor…

Defalarca talan edilmiş olsa da hala bakir kalabilmiş bu topraklar gelecek vaat ediyor… Fukaralığın pençesinde gözlerinin içi gülüyor insanların…

Yeraltı zengin, yerüstü fakir olan bu ülkeler bir yol ayrımdalar…

Tarım ve hayvancılık için elverişli olan ülke toprakların da yoksulluk diz boyu..

Bu topraklarda en temel sorun; eğitimsizlik, yoksulluk ve yolsuzlukla tükenmiş köhne yönetimler…

Evet Afrika için önce doğru bir bakış sonra da doyurucu bir bağış…

Dünyada israf edilen gıda yıllık tam 1.3 milyar ton…

“El insaf” desek de “kim duyacak?”

Yeryüzünün yüreği ve vicdanı olmak bize düşer…

Mazlum ve mustazafların derdini dinlemek ve duasını almak ne büyük nimet!

“Elimizden ne gelir?” demeden, elimizde olanı paylaşmak velev ki yarım hurma bile olsa…

İçinde iyilik ve insanlık geçen cümle bizi heyecanlandırmalı ve bizi hareketlendirmelidir… Heyecanımız gider, hareketimiz durursa hayatın bir anlamı kalır mı?

Kalıcı ve büyük hakkedişlerin fırsatı bugün önümüzde yarın geç kalmış olabiliriz…

Ha unutmadan söyleyeyim… Afrika’nın bizden en çok beklediği SELAM…

Selamı yayınız… Selamı esirgemeyiniz… Yeryüzünün bir selam yurdu olması için harekete geçiniz…

Hayata bir de Afrika’dan bakmak… Modern yaşamların beton yığınlarından biraz uzaklaşıp Afrika’nın tozu toprağı içerisinde sadeliği ve safveti teneffüs etmeye ne kadar da muhtacız değil mi?

Ürkek yüreklerle buluşmak ve umut olmak…

Ne güzel nimet!

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

three × 1 =