ANA SAYFA HAKKIMIZDA FAALİYETLERİMİZ İLETİŞİM Z.DEFTERİ
KANAAT EKONOMİSİ
Ramazan Kayan
Dindarlığın modernizmle sınavı
Denge ve düzen
Allah’ın İhsanı, İnsan
ÖTELENEN ÖTE DÜNYA
Namaz Hayattır
Mü’min olarak kesin inancımız o ki; mülkün mutlak maliki Allah’tır… O şanı yüce Allah, teşhir yasaları gereği evrende her şeyi istifademize sunmuştur… Bizden istenen ise mülkle ilişkimizi emanet bilinci üzerinden sürdürmektir…

 

Şahid olma şuuru ile sahip olduklarımızı kullanırsak amaca uygun hareket etmiş oluruz… Aksi takdirde sömürü, yozlaşma ve çürüme kaçınılmaz olur…

       Mü’minin yüzü mala, mülke değil Malik-el mülke yöneliktir…

       Nimeti kendinden değil, Allah’tan bilmektir… Sahib-i hakiki O’ dur… İnsanın sahipliği muvakkat ve mukayyettir… Her şey imtihan kapsamında gerçekleşmektedir… Dolayısıyla ne elde ettiklerimizle şımarma ne de mahrum kaldıklarımızdan dolayı isyan etme hakkına sahibiz…

        Sahip olduklarımızın hacmi, ebadı, sayısı ne olursa olsun hepsi vesile-i şükürdür… Tıpkı Hz. Süleyman (as)‘ın ifade ettiği gibi:

        “Bu Rabbimin bir lütfudur; beni imtihan etmek için… Şükredecek miyim yoksa, nankörlük mü edeceğim…”(Neml-40)

        Hz. Süleyman’ın servet ve saltanata yaklaşımı bu iken, Karun ise bunun tam zıddı bir yerde duruyordu:

       “O (Karun) : Ben ona yalnızca bendeki bir bilgi sayesinde nail oldum.” dedi.(Kasas-78)

        İşte servetle şımarmanın ve mülke tapınmanın tarihi timsali…

        Serveti biz kazanıyor olsakta, bilelim ki, Sahibi Allah’tır…

       Mülkü biz yönetiyor olsakta, unutmayalım ki Maliki Allah’tır…

        Canı biz taşıyor olsakta hatırlayalım ki veren Allah’tır…

        Bu bakımdan her şeyi Allah bağlantılı düşünmek durumundayız… Ekonomik hayat da Allah’tan bağımsız düşünülemez… Hele hele ekonominin dinleştirildiği bir çağda, ekonomi piyasanın tapınma düzeyinde insanların gündeminde olduğu bir zamanda, “nasıl bir ekonomi?” sorusu cevapsız kalmamalıdır… Homoeconomicus bir insanı hakikate ve hidayete irşad ve ikna etmek temel insani ve İslami bir sorumluluk olsa gerek…

Bu gün büyüyen ekonomiye ters orantılı küçülen insanla karşı karşıyayız…

        Evet, gelişen iktisadi gücüne orantılı istiğna, istikbar, ihtiras, istismar, imtiyaz ve ihtikâr peşinde olan bir insan modeli insanlığı tehdit ediyor…

        Tüm İslami ve insani değerleri kaybetmek pahasına ekonominin gücü kutsanıyor… Doğrular, değerler değil, rakamlar, puanlar, yüzdeler, anketler, grafikler konuşuyor… Kirli kazançlar, toplumsal kokuşmuşluğu körüklüyor…

       Helal kazanç ve meşru bir ekonomiye hayat hakkı tanımıyor… Kimileri İslam iktisat sistemini kapitalizm içinde eritme çabasında yani kapitalizmin değer yargılarına İslami bir gerekçe hazırlama gayretinde…

       Unutmamak gerekir ki; İslam, sadece İslam’dır…

        O’nu sosyalizmin müjdecisi görme basiretsizliğini gösterenler de, kapitalizmi uyarlama gafletine düşenler de aynı çelişkiyi yaşıyorlar…

        Ve her Müslüman şunu net bir şekilde bilmelidir ki; serveti mükteseb haktan çok, bir  olarak görmedikçe bencil kapitalizmin pençesinden kurtulmak mümkün değil…

        Peki ne yapmalıyız?

        Kapitalizmin maddeye yüklediği “dünyevi” değere bizim bir de “uhrevi” boyut kazandırmamız kendimize ve insanlığa karşı bir vazifedir… Biz  iş kurarken kar etmenin dünyevi getirisinin yanı sıra infak etmenin, hayır işlemenin, sevap kazanmanın manevi huzuruna da talip olmalıyız…

        Mülkü gurura dayanarak kılma yanılgısında kurtulup “hamde” vesile kılmalıyız…

        Ahlak dışı bir kârın, kazancın sahibi olmaktansa zarar etmeyi hatta iflası bile göze alabilmeliyiz…

        İşte tam da bu nokta da kanaat ekonomisi gerekiyor… Kanaat ve takva olmadan kapitalizme karşı direnemezsiniz… Karunlaşmanın önüne geçemezsiniz…

        Kanaatın tükendiği yerde acımasız rekabet devrededir… Kardeşlik ikliminden uzaklaşan insanlar, “kâr”daşlık peşindedirler… Kulluk yükümlülükleri yerine piyasa kuralları artık belirleyicidir… Mabet merkezli bir yaşamdan,market eksenli bir hayata dümen kırılmıştır… Ahlakilik, enayilik olarak algılanırken işbilirlik, işbitiricilik,kurnazlık revaçtadır… Kârlı yatırıma kilitlenen kitleler helal kazançtan kopmuştur… Hayatınbereketinden mahrum kalan toplumun tek derdi gelir artışıdır… Tasarruf tedbirleri konuşulurken tasadduk devre dışıdır… Literatürde en çok telaffuz edilen kelime kâr ve zarardır, sevapve günah tedavülden çıkmıştır… Öncelikli hedeffelah değil refahtır… Tüm arayışlar müttaki değil müreffeh bir toplum olmak için…

        Allah’ın işaret ve davet ettiği cenneti uzak görenler, dünyalarını cennetleştirmeye durdular…

        Allah’ın cennetini önemseyenler için ise yapılması gereken bellidir: yatırımlarını sadece bu dünya ile sınırlamamak ölüm ötesine kaydırmak…

        Karz-ı hasenin karına müşteri olmak…

        İhsan ve infak ile insanlık sınavından yüz akı ile çıkmak…

        “Veren el” olmaya çalışırken şunu da unutmamak; veren elin üstünde bir Kudret  elinin olduğunu hatırlamak…

        Marifet alış-verişte değil alıp vermektedir…

        “Al-ver” lerini Allah’a ayarlayanlar kazandılar, diğerleri aldandılar…

        Önemli olan çok kazanmak değil, kazandığının hesabını verebilmektir… Hesabını veremeyeceğimiz hayatlar şimdiden bize ait olmamalıdır…

        Hayat Allah için ise, helal olması gerekmez mi? 

 
TANITIM FİLMİ
YAZARLAR
DUYURU PANOSU
Kermes Komisyonu Hazırlıklara Başladı
Kermes Komisyonu, hazırlıklara başladı. Kermes 26 Nisan - 6 Mayıs tarihlerinde yapılacak. Kermes için şimdiden kadınlar,
KAHVALTIYA DAVET
Aksa Eğitim ve Dayanışma Vakfı Hanımlar Komisyonun düzenlemiş olduğu kahvaltı programına teşriflerinizi bekleriz
AKDAV’da Eğitim Seminerleri 24 ŞUBAT 2012 Cuma Saat:13:30'da
Birbirinden değerli konukların katılımıyla gerçekleşen programın bu ayki konuğu Mukadder Bahadir
İstanbul'dan Suriye'ye Bin Selam
Baas diktatörlüğüne karşı direnen Suriye halkıyla dayanışmak, şehit düşen kardeşlerimiz için gıyabi cenaze namazı kılmak
SURİYE HALKIYLA DAYANIŞMAYA DAVET
AKDAV ve ANADOLU PLATFORMU’nun da içinde bulunduğu Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu 11 Aralık Pazar günü 12.30'da Bey
Adres : Ali Kuşçu Mah. Hulusi Noyan Sk.No:11/2 Fatih / İSTANBUL
Telefon : 0212 534 13 78
Fax : 0212 534 15 80